17 Nisan 2013 Çarşamba

MONSANTO VE BALKONU ÖZLEYEN PEMBECİKLER


Öyle minicik ve kırılganlar ki hala salonda hayata tutunma mücadelesi veriyorlar.Balkonun hemen yanında ama camın ardında pembe hanımlarım...Balkonsa aldı başını gidiyor!Yasemin ve limon begonville yaprak yarışında.Hanımelim bu sene biraz keyifsiz sanki ama azıcık yanmış doğal gübre ile ne mucizeler oluyor!Kırmızı laleler dökülmeye başlarken pembeyse yeni yeni çıkıyor.
Tabi bir de malesef kilitli olanlar varmış Mısır  Çarsısından geçen sene aldığım ve canımı çok ama çok sıkan!Tüm sene özenle sakla,mevsiminde dik ve sonuç üç tane anlamsız yaprak,ya hiç çiçek yok yada o dolu dolu sümbüller yerine üç kılkuyruk acaip formlu kokmayan anlamsız yaratıklar ve onca emek,para kaybı...Oysa geçen sene alıp ilk diktiğimde tıpkı tezgahtaki resimleri gibi normalin üzerinde iri ve sağlıklı idiler! Nasıl geldim bu tezgaha ben ona yanıyorum!

Neden herkes bir ev sahibi olayım ister???Kim yaşamı boyunca her ay tonlarca kira ödemek ister.Bir kere alıp,ömür boyu kullanacağın bir ev varken mecbur değilsen niye hayat boyu kira ödenir elin adamına?Kim fakirleşmek ister,elin adamının iki dudağının arasından çıkacak bir lafa çoluğunun çocuğunun geleceğini bağımlı kılar?Ya ev sahibi çıkın derse ,ya satarsa yıllarca ailecek oturduğunuz evim sandığınız evini?
Hangi devlet baba/ana evladı vatandaşlarının tüm geleceğini Monsanto vb çok bilmiş kaprisli tekelcilerin avucuna bırakabilir?Hangi çiftçi her ay kira öder gibi,tıkır tıkır,onca zorlukla kazandığı parayı tohumları kilitleyip patentliyenlerin avucuna bırakmak ister???Tarlasını bile kaybederek elleri kolları tamamen bağlanmış,kapitalizmin ezici çarklarına teslim edilir biçare bilge tarım emekçileri???Kim kime niye teslim eder???Neden kısır tohumlar piyada ısrarla satılmak istenir???GDO dayatılır da dayatılır!!!
İki sap sümbül de olsa,bir dal lale de benim canım acıyor dostlar...
Neden tonlarca  GDO'lu buğday veya soya veya pirinç veya pamuk bazılarını hiiiiiç acıtmıyor???
Çok çalışıyorum ve bu koca şehirde yorgunluğumu atıp huzur bulduğum en önemli yer evim ve balkonum.
Bu sabah balkona çıktığımda müdahale sonucu kısırlaştırılmış güya lale yada sümbül olacak hilkat garibelerini görünce yine moralim bozuldu,aptallığıma yandım,açgözlülüğüme kızdım...Bu gelecek nesilleri olmayan garibanlarla yaşamaya zorlana insanoğlunun gelecek nesinlerini düşününce hüzünlenmemek elde mi?Onlar da yavaş yavaş her anlamda kısırlaştırılmıyorlar mı???
Bu dipsiz kuyu depresif düşüncelerden,gamlı baykuş edamdan biran sıyrılıp,müdahale edilmemiş pespembe açmaya hazırlanan laleme bakıp ümitle gülümsedim.
Üç sene önce küçücük bir saksıda aldığım papatyanın bu şubat ayında bomboş duran saksısından tekrar yeşerip o kara toprağı bir anda yemyeşil kaplaması bir mucize ama sıçradığı üç saksıdan da bana pırıl pırıl gülümseyen yavrularına bakabilmek mucizenin asıl adı!Sarı beyaz dört saksı papatya ile gözgöze geldiğim an kahkahayı bastım :)Hayata müdahale etmek mi???O bildiğini hep okudu ve okuyor...Biz insanoğluna rağmen!!!
Döndüm camın ardında bana kollarını açıp sevgiyle kucaklayan pembiş kızlarıma uzun uzun keyifle baktım.
Evet ben de bir çoğumuz gibi çok çalışıyorum ve bu balkon,bu güzelim papatyalar ve gelecek nesillere güvenle bırakabileceğim kilitlenmemiş pembe tohumlar  ve lezzetli pembe domatesler benim hakkım.
HEPİMİZİN HAKKI!
PDA iyi ki varsın,iyi ki varız dostlar.
Son gülen biz olmamız için çok çalışmamız lazım çooooook :)
Sevgiyle kalın
Yeşim Güriş

14 Kasım 2012 Çarşamba

Marketten alınan domatesler neden lezzetsiz?


Marketten alınan domatesler neden lezzetsiz?



Florida Üniversitesi Bahçe Bilimleri Bölümü'nde Profesör olan  Harry J. KLEE'nin Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırmasına göre domatesin lezzetinin oluşmasında bitkiye kokusunu veren bileşenler büyük rol oynuyor. Prof. Klee, domatese kokusunu veren 20'si baskın olan 400'den fazla bileşen olduğunu keşfetmiş. Bu sonuca varmak için yaptığı genetik ve moleküler çalışmaların yanı sıra 150 civarında farklı domates cinsini 170 gönüllü ile birlikte test etmiş.

Prof. Klee'nin ifadesine göre; domates tüketiminin artması ile birlikte çiftçilerin domatesin lezzetini değil tarladan almaya çalıştıkları domates miktarını önemsiyorlar. Bu da değişen yetiştirme teknikleri, ve gübreleme yöntemleri sebebiyle domatesin lezzetinin bozulmasına neden oluyor. Yetiştirici ile son kullanıcı arasında doğrudan bir ilişkinin olmaması da bu işi kolaylaştırıyor. Çünkü yetiştiren için domates, sandığa yerleştirilen para getiren kırmızı bir şey...

Klee kendisine şunu soruyor "-Acaba bizler gerçek domatesin tadının ne olduğunu bilmeyen bir nesil mi yetiştiriyoruz?" yine kendisi kısa ve net olarak cevaplıyor:"-EVET!"

Klee ve ekibi domateslerin kimyasal analizini yapmak için üç yıl çalışmışlar. Üniversitede kurulan bir serada birbiri ardına yetiştirilen 150'den fazla domates tek tek incelenerek mükemmel domatesin nasıl olacağı genetik çalışmalarla irdelenmiş.


http://www.wired.com/wiredscience/2012/05/tomato-chemistry/ adresinden

Prof. Klee, bizim PDA'ya (Pembe Domates Ağı) benzer bir şekilde, seçmiş olduğu kaliteli tohumları ücretsiz olarak paylaşmakta ve yaygınlaşması için uğraşmaktaymış.


Kaynaklar:
http://hos.ufl.edu/kleeweb/
http://www.wired.com/wiredscience/2012/05/tomato-chemistry/
http://www.npr.org/2012/05/25/153709184/whats-the-secret-to-great-tomato-flavor
http://gundem.milliyet.com.tr/domatesler-neden-artik-eskisi-gibi-lezzetli-degil-/gundem/gundemdetay/29.07.2012/1573235/default.htm

.

3 Ağustos 2012 Cuma

2012 pembeleri - Kemerburgaz'dan





Merhabalar
Bu sezon pembe domates yetiştirmek için epey çalıştım ve sonuçları sizlerle paylaşıyorum.
İstanbul/Kemerburgaz'da, apartmanın 4. katında, 12 cm toprak derinliği olan saksıda, sıradan bahçe toprağında, birkaç avuç katı güvercin gübresi, çiçeklenme zamanı az su verilerek, çiçekler tuttuktan sonra normal suyu verilerek, bol güneşli balkonda üretilmiştir. Çimlendirme kapalı ortamda değil, tamamen dış hava şartlarında Mart ayında ypılmıştır. Fotoğrafta gördüğünüz fidedeki domates sayısı tam 30 adettir. Meyve büyüklüğü : 10 cm boy, 6,5 cm en. İçi tam dolu, çekirdeği çok az. Olgunlaşmış 2 adedi dilimlendiğinde 1 tabak ediyor. Lezzetini tarif edemem, sadece daha ötesini görmedim diyorum. Galiba işin sırrı kanatlı hayvan gübresinde. Çiftçi bir dostum tavsiye etmişti. Fideler güçlü olunca hastalığa direnmiş olabilirler. Oysa geçen yıl hüsrana uğramıştım.
Çekirdeği az olduğu için sanırım meyve başına bol tohum alamayacağım ama meyve adedi fazla olduğundan toplamda yeterince alabilirim diye düşünüyorum. Gelecek sezon imkanlarım ölçüsünde isteyen dostlarla paylaşabilirim. Posta yoluyla göndermeyi düşünmüyorum, elden verebilirim. Almak için zahmet eden isteklidir ve gereğini yapar diye varsayıyorum. Çünkü pembenin düzgün şekilli cinsinin tohumunu bulmak (Akseki/Antalya köyleri) ve yetiştirmek biraz zahmetli oldu, postada kaybolması ve ilgisiz kalınması gibi bir durum beni üzer. Zaman içerisinde elden ele dolaşır, üretilir, çoğalır. O zaman normal özen düzeyinde dağıtılır, alınır. Beni mazur göreceğinizi, bencillik yaptığımı düşünmeyeceğinizi ümit ediyorum.
Saygılarımla
Mevlüt Geyikoğlu

3 Ekim 2011 Pazartesi

basında pembe domates


Merhaba,

Yerel tohumların paylaşılarak, kaybolmaya başlamış değerlerimizin kazandırılması adına yapılan çalışmaların çoğalması mutluluk verici...

Acıpayamlı duyarlı çiftçimiz ve Denizli Ziraat Odası'nın çalışma haberini ekte paylaştım.

Umut ve sağlık dolu günlere..

Saygılarımla,
Meltem Celikoyan

kaynak : Tarım Aktüel Eylül 2011

basında pembe domates


Arkadaşlar tüm dostlara iyi hafta sonları dileyerek geçen gün tirajı yüksek bir gazetede çıkan haberi sizlerle paylaşmak istedim. Ankara / Polatlı ilçesinde bu sene 1-2 senedir deneme üretimi yapılan Pembe Domates çiftçiliği ile ilgili haber küpürünü sizlerin de paylaşımına sunuyorum.
İnşallah bu haber diğer yörelerdeki tarımcılara da örnek teşkil eder.
Sevgi ve Selamlar,
Sami Atamanoğlu

20 Eylül 2011 Salı

veee huzurlarınızda KüçükBahçem'in pembe güzelleri

Bu sene biraz gecikti benim pembe güzellerim. Pek bir nazlandılar pembe yanaklarını göstermek için...

Zaten köyümden pembe domates (sakarı domatesi) fidesi diye getirip diktiğim fidelerin çoğu "küçük" bir karışıklık sonucu salkım çeri çıkmıştı. Allah'tan kendim çimlendirdiğim bir kaç tane pembem vardı da onlar durumu kurtardı. Dediğim gibi bu sene pembe domatesim az olduğu için olanlar da daha bir kıymetli oldu. Gözüne bakıp duruyorum domateslerin, büyüsünler sonra da pembeleşsinler diye. Havaların geç ısınmasından dolayı toprağa geç aktardığım pembeler Eylül ayının ortasına gelmemize rağmen daha yeni yeni kızardılar, daha doğrusu pembeleştiler.

KüçükBahçem'deki ilk pembeleşen pembe domatesimi görüyorsunuz aşağıda. Büyüklüğünü gösterebilmek için ölçek olarak 50TL'yi kullandım. Bu tür işlerde genellikle 1 TL kullanılır ama bende para af edersiniz "çok" olduğu için cebimdeki en küçük para ile ölçekledim. Hem demedik mi bu pembeler pek bir kıymetli diye, şimdi 1 TL kullanmak yakışmaz...


O da olmazsa arabamın anahtarını koyayım ölçek olarak, maksat görgüsüzlük değil mi? (Kıroyum ama para bende)


KüçükBahçem'den topladığım günlük mahsul bir arada.

KüçükBahçem'in ilk pembe güzelleri bir arada. En irisi 511 gr ilk hasat olan 4 tanesi 1223 gr geldi.

Amanın burada 1 TL kullanmışım, gitti karizma.




Pembelerin devamı henüz dalında, toplanmayı bekliyor

Pembe domateslerin tohumlarının nasıl alındığını fotoğraflı anlatımıyla okumak için tıklayınız --> tam buraya <--

Esen kalın.

Pembe Domateslerden Tohum Alma

Başlık "Pembe Domateslerden Tohum Alma" ama aşağıda bahsedeceğim yöntemi diğer domateslerden tohum almak için de kullanabilirsiniz hiç şüphesiz. Buradaki tohum alma ve saklama işlemi pembe domatese özel bir yöntem değil. Zaten domatesler biraz saftır, kendisinin pembe olup olmadığını anlamaz bile. Siz aynı muameleyi tüm domateslere aynen uygulayabilirsiniz.

Neyse lafı çok uzattık. Şöyle irice bir domatesi ekvator bölgesinden ikiye ayırıyoruz. Tam ekvatorda yer alan, bıçağın önüne çıkan bir kaç tohum bu arada kazara telef olabilir. Dert etmeyin, o kadar da olacak artık. Bir çay kaşığı yardımı ile tohum odalarındaki tohumları bir süzeğe/eleğe alıyoruz. Bu arada mis gibi domatesin kokusuna dayanamayıp bir dilim kesip tadına bakmak serbest.

Tohumları fazla ezmeden, sıkıştırıp zedelemeden hafifçe yıkıyoruz. Bu arada domates parçaları, damarlar vs. temizlenmiş oluyor.


Sonra bir şişeye ya da kavanoza su koyup tohumları da ilave ediyoruz. Burada kullanılacak suyun içme suyu ya da dere, kaynak, tulumba suyu olması daha doğrusu klor içeren çeşme suyu olmaması daha iyi olacaktır kanımca. Hadi paranoyaklığı biraz daha abartalım, kavanoz da cam olsun. Plastik pet şişeler kanserojen madde içeriyor, tohumlara bulaşmasınlar.


Kavanozu bir kenarda, oda sıcaklığında 2-3 gün bekletelim. Dikkat ederseniz bazı tohumlar suyun içindeyken çimlenmeye başlamış bile. Anlaşılan fazla gecikmeden kurutmaya geçmek gerekiyor.

Tohumları kurutmak için bir parça pişirme kâğıdının ya da yağlı kâğıdın üzerine döküp yayıyoruz. Yayarken tohumları zedelememeye dikkat ediyoruz. Burada da 2-3 gün iyice kuruyana kadar bekletiyoruz. Kâğıt havlu, bez parçası gibi bir şeyin üzerinde de kurutmaya bırakılabilir fakat tohumlar kururken dokulara yapıştığı için daha sonra çıkarması zor oluyor. Pişirme kâğıdından kurumuş tohumları almak ise çok daha kolay.

Tohumları iyice kuruduktan sonra elimizle nazikçe kazıyarak tohumları kâğıt üzerinden alıyoruz. Bir sonraki sene kullanmak, Pembe Domates Ağı'ndaki ya da başka yerlerdeki meraklılarına dağıtmak üzere kapalı, hava almayacak bir torba içinde güneş ışığından da koruyarak saklıyoruz.


Bu evladiyelik tohumlarla seneye buluşmak, yüksek verimle çimlendirmek ve sonrasında da bol hasat almak dileğiyle...

.

8 Eylül 2011 Perşembe

Samsun Pembeleri - 8 eylül 2011 hasadı




merhaba sevgil PDA üye arkadaşlarım

bu sabahki hasatımı ve duyduğum mutluluğu sizlerle paylaşmak istedim

bu güzel uğraşa öncülük yapan tüm arkadaşlara yöneticilere tekrar teşekkür
ederim.

saygılar
kamil ökten

5 Eylül 2011 Pazartesi

Denizli Pembeleri







Mehmet Bey'den almış olduğum tohumlardan elde ettiğim domatesler.
( Mehmet Bey'e tohumlar için çok teşekkür ediyorum )

Bizim Denizli ili Bozkurt ilçesi Cumalı köyünde bulunan tarlamızda - hiç bir ilaç kullanılmadan - büyük ve lezzetli domateslere dönüştü.

Zaten daha önceden de kendi tohumlarımızdan kırmızı domates yetiştiriyorduk. Pembe domatesler de lezzet bakımından bizim kırmızı domateslerimiz ile aynı lezzete sahip.

Salatalarda, yemeklerde, kahvaltılarda yanında katkı maddesi olmadan bile lezzetine doyum olmuyor.

Annem şimdi de salçası naıl olacak onu deneyecek.

Biz kendimiz yetiştirip kışlık salçamızı konservelerimizi kendimiz yaptığımız için normalde domates yetiştiriyorduk

Her sene kendimiz tohumlarını alıyoruz ve onlardan domateslerimizi yetiştiriyoruz.

Bunun yanında biberin her çeşidini, salatalık, kabak, kırmızı lahana, beyaz lahan, soğan, patates, beyaz fasulye, bamya ve bir çok bitkiyi kendimiz için yetiştirmeye çalışıyoruz.

Ben çalıştığım için bahçeye sadece hafta sonları gidiyorum. Fakat annem ve babam sürekli orada duruyorlar. Ben her hafta sonu gitmeyi iple çekiyorum.

Umarım doğayı seven herkesin benim gibi hafta sonları gidebilecekleri yerleri olur.

PDA Denizli
Funda ÖZKAN

Ankara Pembeleri - Fideden sofraya










PDA Ankara üyesi Nalan Atik'ten ulaşan güzel pembe fotoğrafları.
Kendisine ait blogda Eylül Pembeleri adıyla yayınlandı.

Ankara pembeleri - 2011 yılı mahsülleri



Bu sene Ankara'da hava hiç uygun olmadı.
Hafta sonu ilk mahsülü aldık, geçen seneki şampiyon 660 gr. dı.
Bu sene 500 gr. civarı...

Saygılar
Cemal Ören
PDA Ankara

26 Ağustos 2011 Cuma

Sultanköy/Marmara Ereğlisi pembeleri



Sultanköy/Marmara Ereğlisi'ndeki küçücük bahçemde yetiştirdiğim, 2011 sezonu ürünü domateslerden irice bir tanesi, kızımın ve torunumun kucağında.



Herkese bol ve lezzetli Pembe'li bir hasat sezonu dilerim.



Saygılarımla,

Cemil Gürleyik

26 Haziran 2011 Pazar

Bu yılın ilk mahsülü











Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba.


Sevgili Avniye Hanım'ın öncülüğünde haberdar olduğum bu güzel faaliyete ait ilk paylaşımımın üzerinden bayağı bir zaman geçmiş. O zaman Heybeliada'da başladım. Bu yılki ürünler ise onların torunları. 15 Ocak 2011 'de çimlendirme girişimim (bu sefer erken denedim bakalım olacak mı diye!) 15 şubat'a kadar bekledi. Tohumların genetik hafızasını gözardı etmemek gerekyormuş. Neyse; en önde giden, ilk çiçek veren fidenin ilk domatesinin fotoğrafını paylaşıyorum. Diğer fidelerdeki domatesler bunun yarısı kadar ve yeşiller. Gerçi bu da pek iri değil (yalnızca 77 gram) ama yine de gelecek yılın tohumlarını bundan kullanmayı düşünüyorum. Hepinize sıcak bir yaz ve mis kokulu domatesli kahvaltılar diliyorum.




NOT: Domatesler bu sefer boğaz havasında (Beylerbeyi) yetişiyor.








21 Ocak 2011 Cuma

Seninki kaç santim? - Greenpeace

Seninki kaç santim? - Greenpeace: "2050’de dünyadaki balık stokları tükenecek. Denizleri hala sonsuz bereket kaynağı olarak görüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Büyük balıkların %90’ı çoktan yakalandı. Toplam balık stoklarının %60’ı bitti. Gerı kalan %40 ise 40 yıl içinde son bulacak. Balıkların bittiği gün deniz yaşamı da bitecek."

http://bit.ly/g6uAFN

17 Eylül 2010 Cuma

Köyümün Pembe Güzelleri (Mayıslar-Sarıcakaya-ESKİŞEHİR)

Bu yazı ilk olarak 2 Ağustos 2010 tarihinde www.babamonk.com adresinde şurada yayınlanmıştır.

Hafta sonu köyüme (Mayıslar-Sarıcakaya / ESKİŞEHİR) gittim. Beni gören eş dost eksik olmasınlar, "-Amman benim tarlama git, ne istiyorsan topla. Domates, biber, patlıcan, kavun, vs. ne istersen istediğin kadar al" diye ısrar ediyorlar. Öyle ısrarcılar ve öyle zengin gönüllüler ki biraz pazarlık yapsam üste para bile alırım herhalde.

Bahçenin genel görünümü
Bizim oralarda "Sakarı domatesi" deriz. Sanırım bizim http://www.pembedomates.org/ ağındaki domateslerden. (Fotoğrafları aşağıda, yanılıyorsam lütfen söyleyin, düzelteyim).

Peki "Sakarı" ne demek? Bizim oralarda, Sakarya Nehri'nin kenarındaki köylerde yaşayanlar Sakarya Nehrine köylü ağzıyla "Sakarı" der, kendilerine de "Sakarılıyız" der.
Eskişehir'li pilotların gözünden Sakarı Deresi
Biz Sakarılılar, satmak için ayrı kendimiz için ayrı domatesler yetiştirirz. Kendimiz için yetiştirdiklerimiz bu pembe domateslerdir. Tadı, kokusu gerçek domates tadında; rengi pembe, kabuğu ince ve biraz da şekilsiz tipsiz bir şeydir. Şekilsiz ve çirkin! olduğu için maalesef pazarlarda pek rağbet görmez. Artık modern dünyada algılamamamız da değiştiği için böyle domatesleri hastalıklı hormonlu zannederiz de bu yüzden hepsi tornadan çıkmış gibi aynı boy parlak olan ama tatsız tutsuz kıpkırmızı şeyleri domates diye tercih ederiz.
Bizim Sakarı domateslerinin kabuğu da ince olduğundan yolculuğa da pek dayanamaz. Bizim oralardan Antalya'ya, İstanbul'a her gün kamyonlarla domates gider. Bu yolculuğa pembe Sakarı domatesleri dayanamayacağı için satmak için yetiştirilen domatesler hibrit, ithal tohumlardan üretilir.

Yani kısacası ağzının tadını bilen Sakarılılar kendilerine bu pembelerden yetiştirir, diğerini pek tercih etmezler ama şeerlilere satıp bir güzel paralarını alırlar. Cherry domatese de sosyete domatesi derler zaten. Onu da pek yemez; "neymiş o yahu üzüm gibi domates mi olur" derler. Yetiştirdiğini de satar ya da yoldan gelen geçene ikam eder.

İşte kıramadığım sevgili Erten Abimin tarlasında; satmak için değil ha, kendisi ve eş dosta dağıtmak için yetiştirdiklerinden çeşitli fotoğraflar:

Dalında pembeler
Pembe domatesler, biberler ve diğerleri
Yeşildi, koparmadım
Topladığım pembeler bir arada




Bu arada köyüm Mayıslar; Eskişehir'in Sarıcakaya ilçesine bağlıdır. Eskişehir'in rakımı 780 iken burası 250'dir. Kendine göre bir iklimi vardır. Coğrafi olarak İç Anadolu ile Karadeniz bölgesi arasında kalır ama iklimi Akdeniz iklimi gibidir. Her şey yetişir desem abartı olmaz. Mesela: Her türlü sebze, neredeyse her türlü meyve, antep fıstığı, pamuk, susam, zeytin, dut, ipekböcekçiliği, üzüm bir anda aklıma geliverenler.


Yukarıdaki bahçe tam olarak şurada : tıklayınız
 Her şey gönlünüzce olsun.